YÖNETİCİ ADAYI BULMAK NEDEN HER GEÇEN GÜN ZORLAŞIYOR?
Yönetici adayı bulmak neden zorlaşıyor? Çünkü şirketlerin ihtiyacı yalnızca deneyimli çalışan bulmak değil, geleceğin yöneticilerini yetiştirebilecek potansiyele sahip çalışanları organizasyona kazandırmak. Değişen kariyer beklentileri, çalışma biçimleri ve yönetim anlayışı, şirketlerin yönetici yetiştirme yaklaşımını da yeniden düşünmesini gerektiriyor.
Geçtiğimiz günlerde bir CEO ile yaptığımız değerlendirme toplantısında konu büyüme planlarından insan kaynağına geldi. Şirketin geleceğini konuşurken doğal olarak yönetici kadrolarına geçtik. “Yönetici adayı bulmakta zorlanıyoruz.” dedi. Bir süre sonra ise asıl dikkatimi çeken cümleyi kurdu: “Yeni başlayanların çoğu öğrenmeye ve sorumluluk almaya eskisi kadar istekli görünmüyor.”
Bu değerlendirmeye şaşırmadım. Son birkaç yılda farklı sektörlerde yürüttüğümüz danışmanlık çalışmalarında benzer yorumları birçok yönetici ve şirket sahibinden duyuyorum. Kimisi genç çalışanların uzun süre aynı şirkette kalmak istemediğini, kimisi yeterince sorumluluk almak istemediklerini düşünüyor. Ortak nokta ise şu: Şirketler yalnızca çalışan bulmakta değil, geleceğin yöneticilerini yetiştirebilecek potansiyele sahip insanlara ulaşmakta da giderek daha fazla zorlanıyor.
Sorun gerçekten yeni kuşakta mı?
Bu değerlendirmeleri her duyduğumda kendime aynı soruyu soruyorum: Gerçekten sorun yalnızca yeni kuşakta mı? Yoksa çalışma hayatı bu kadar hızlı değişirken, yönetim anlayışlarımızı da yeniden gözden geçirmemiz gereken bir döneme mi girdik?
Bana göre bugün değişen yalnızca çalışan profili değil. İş yapış biçimleri, kariyer beklentileri, iletişim alışkanlıkları ve öğrenme yöntemleri de aynı hızla değişiyor. Yeni kuşak çalışanların işten beklentileri farklılaşırken şirketlerin onları yönetme ve geliştirme biçimleri aynı kaldığında doğal olarak bir uyumsuzluk ortaya çıkıyor. Bu nedenle yalnızca çalışanlardan eski alışkanlıklarla yeni sonuçlar beklemek, sorunun tamamını görmemizi engelliyor.
Asıl mesele, yeni kuşağın “eskisi gibi olmaması” değil. Şirketlerin değişen çalışan beklentileriyle kendi yönetim anlayışlarını nasıl buluşturduğu.
Şirketler yönetici adayı bulamıyor, çalışanlar ise gelişim fırsatı arıyor
Sahada dikkatimi çeken başka bir gerçek daha var. Şirketler geleceğin yöneticilerini bulamadıklarını söylerken, genç çalışanlar da gelişebilecekleri, sorumluluk alabilecekleri ve kendilerini gösterebilecekleri fırsatları yeterince bulamadıklarını ifade ediyor.
Aslında iki tarafın beklentileri birbirinden çok farklı değil. Şirketler güvenebilecekleri yöneticiler yetiştirmek istiyor; yeni kuşak ise güven duyabileceği yöneticilerle çalışmak istiyor. Şirketler sorumluluk alabilecek insanlar arıyor; çalışanlar ise kendilerine gerçekten sorumluluk verilecek ortamlar arıyor. Şirketler bağlılık bekliyor; çalışanlar ise gelişebilecekleri ve katkılarının görüleceği bir çalışma ortamı arıyor.
Dolayısıyla sorun çoğu zaman insanların kendisi değil, bu iki beklentiyi buluşturacak yönetim ortamının oluşturulamamış olması.
Yönetici yetiştirmek yalnızca eğitim vermek değildir
Yönetici yetiştirmenin yalnızca eğitim programlarıyla ya da kariyer planlarıyla açıklanabilecek bir konu olduğunu düşünmüyorum. Elbette yöneticilik becerilerinin geliştirilmesi, eğitimler ve gelişim programları önemli. Ancak bunların tek başına yeterli olması mümkün değil.
Yönetici yetiştirmek; insanların soru sorabildiği, hata yaparak öğrenebildiği, düzenli geri bildirim alabildiği ve zaman içinde daha fazla sorumluluk üstlenebildiği bir yönetim kültürü oluşturabilmektir. Çalışanın yalnızca kendisine verilen işi tamamlaması değil, karar alma süreçlerine dahil olması, problem çözmesi ve yaptığı işin sonuçlarını sahiplenmesi gerekir.
Bunun için yöneticilerin de çalışanlara alan açması gerekir. Her kararı kendisinin verdiği, her problemi kendisinin çözdüğü ve çalışanların yalnızca talimatları uyguladığı bir organizasyonda yönetici adayı yetiştirmek oldukça zordur. Çünkü yönetici adaylarının gelişebilmesi için sorumluluk, yetki, geri bildirim ve öğrenme fırsatlarının birlikte sunulması gerekir.
Tersine mentorluk neden önemli?
Son yıllarda üzerinde en fazla çalıştığımız konulardan biri de bu nedenle tersine mentorluk yaklaşımı.
Ancak biz tersine mentorluğu yalnızca genç çalışanların deneyimli yöneticilere teknoloji öğretmesi olarak değerlendirmiyoruz. Bize göre tersine mentorluk, öğrenmenin tek yönlü olmaktan çıkıp çift yönlü hale gelmesini sağlayan bir yönetim yaklaşımıdır.
Deneyimli yöneticiler yılların getirdiği sektör bilgisini, kurumsal deneyimi ve yönetim perspektifini ortaya koyarken, genç çalışanlar da değişen müşteri beklentileri, yeni iletişim biçimleri, teknoloji kullanımı ve çalışma hayatına ilişkin farklı bakış açılarını masaya getirebilir.
Burada önemli olan kimin daha çok bildiği değil, kimden ne öğrenilebileceğinin kabul edilmesidir.
Bu yaklaşım yalnızca genç çalışanların gelişimine katkı sağlamaz. Deneyimli yöneticilerin de kendi varsayımlarını sorgulamasına, yeni bakış açılarını anlamasına ve değişen çalışan beklentilerini daha yakından görmesine yardımcı olur. Böylece mentorluk, bireysel gelişim aracından çıkıp organizasyonel öğrenme mekanizmasına dönüşebilir.
Geleceğin yöneticileri nasıl yetiştirilebilir?
Geleceğin yöneticilerini yetiştirmek isteyen şirketlerin öncelikle yönetici potansiyelini yalnızca mevcut unvana veya kıdeme göre değerlendirmemesi gerekir. Öğrenme isteği, sorumluluk alma kapasitesi, problem çözme yaklaşımı, iletişim becerisi ve gelişime açıklık gibi göstergeler de dikkate alınmalıdır.
Bunun yanında potansiyel yöneticilere küçük ama gerçek sorumluluklar verilmesi, düzenli geri bildirim sağlanması ve deneyimli yöneticilerle çalışma fırsatları oluşturulması gerekir. Çalışan yalnızca eğitimde yöneticiliği öğrenemez; yöneticilik yapmaya hazırlanırken deneyimleyerek öğrenir.
Burada yöneticilerin rolü de kritik. İyi bir yönetici yalnızca kendi ekibinin bugünkü performansından sorumlu değildir. Aynı zamanda organizasyonun gelecekte ihtiyaç duyacağı yöneticilerin yetişmesine de katkıda bulunur.
Bu nedenle yönetici başarısını yalnızca “ekibim bugün hedefini tutturdu mu?” sorusuyla değerlendirmek yeterli değildir. Bir başka soru daha sormak gerekir:
“Benim ekibimden yarının yöneticileri çıkıyor mu?”
Şirketlerin geleceği yönetici yetiştirme kapasitesinden geçiyor
Bana göre geleceğin güçlü şirketleri yalnızca deneyimli yöneticilere sahip olanlar olmayacak. Deneyimi yeni kuşağın bakış açısıyla buluşturabilen, öğrenmeyi organizasyonun doğal bir parçası haline getirebilen ve yöneticilerini bu anlayışla yetiştirebilen şirketler, değişen iş hayatına çok daha güçlü hazırlanacak.
Yönetici adayı bulmak elbette önemli. Ancak yalnızca dışarıdan doğru adayı aramak, şirketin yönetici ihtiyacını uzun vadede çözmeyebilir. Asıl rekabet avantajı, organizasyonun kendi içinden güçlü yöneticiler çıkarabilme kapasitesinde oluşur.
Çünkü sürdürülebilir büyüme, yalnızca bugün iyi yöneticilere sahip olmakla değil, yarının yöneticilerini bugünden yetiştirebilmekle mümkün olur.
